Mısır’da Yeni Krallık



Deniz Kavimleri yazıtları olarak bilinen belgeler, Geç Bronz Çağı’nın sonunda yer bulan olayların rekonstrüksiyonu açısından en önemli belgeleri oluşturur. Mısır, MÖ 1190’larda meydana gelen Deniz Kavimleri istilalarının muhtemelen hemen dışında kalmıştır. Ancak dış ihtilaflar ve ülke içindeki taht mücadeleleri imparatorluğu zayıflatmış ve olaylara müdahale etmesini engellemiştir.

Elimizdeki Bilgiler

Mısır, Akdeniz’in erken tarihsel gelişiminde daima özel bir rol oynamıştır. Yalnız konumu ile Nil Vadisi’nin bereketli toprakları, tarihsel ve kültürel anlamda gelişim göstermesini sağlayıp, eski dünyada kendine özgü bir kültür yaratmasını sağlamıştır. Sahra Çölü’nün kuzeydoğusunda yer alan bu topraklar, her yönden koruma altındaydı.

Nil Vadisi’nde, MÖ 4. binyılın sonlarında kuraklık baş göstermeye başlayınca, Mısırlılar tarlalarını kanallar açarak sulamaya başlarlar. Tarımsal faaliyetlerin en erken tarihli tasvirlerinden birinde – MÖ 3100’lerden – firavun bir sulama kanalının açılışında resmedilmiştir. Hem ülke halkı, hem de ülke ekonomisi Nil Nehri’ne o kadar bağımlıydı ki, su dağıtımı, arazi ölçümleri, vergilendirme ve mülk edinme gibi konular devlet düzenlemesine tabi tutulmuştu. MÖ 4. binyılın sonundan itibaren, Mısır’a kendine özgü bir krallık, idari sistem, yazı, sanat ve dine sahip bir uygarlık hâkim oldu.

MÖ 1549-1069 yılları arasında hüküm süren Yeni Krallık dönemi, Mısır tarihinin en parlak dönemidir. Ancak bu dönemde Mısır aynı zamanda giderek ülke dışındaki karışıklıklara da dâhil oldu. I. Ramses’in MÖ 1290 yılında yönetimi ele geçirmesiyle 19. hanedan kurulmuş olur. Bu süre içerisinde Hititlerle savaşlar başlar ve II. Ramses 1274 yılında ünlü Kadeş Savaşı’nı kaybeder. MÖ 1200’lerde Mısır ilk olarak Libya’yla ihtilaflar yaşamaya başlar ve sonrasında sınır bölgeleri Deniz Kavimleri’nin saldırılarına maruz kalır. Bu dönemde taht mücadeleleri devleti zayıflatır. MÖ 1203-1193 yılları arasında ülkeyi yöneten II. Sethos’tan sonra taht kısa sürede birçok defa el değiştirir. Sethnakht MÖ 1185 yılında tahta çıkar ve 20. hanedanı kurar. Sethnakht’ın nereli olduğu bilinmediği gibi, tahtı nasıl ele geçirdiği de bilinmez. Üç yıl sonra tahta çıkan oğlu III. Ramses ülke topraklarında ilk kez bir nebze istikrar sağlar ve aynı zamanda Akdeniz’deki son Mısır hâkimiyetini da temsil eder.

Mısır Ülkesi, bu dönemde Ortadoğu’daki diğer kültürlerle her zamankinden daha yakın ilişkiler içinde olduğu ve firavunlar çağdaşları olan belli başlı krallarla yazıştığı için krallara ve özel şahıslara ait yazıtlar, MÖ 1190’lardaki ve öncesiyle sonrasındaki olayların aydınlatılması için önemli kanıtlar sunar.

Öneriler

Mutlak tarihlendirmelerin mümkün olması

Mısırlılar yaklaşık MÖ 3200’lerden beri hiyeroglif yazısını kullanırlar. Bundan dolayı olayları kaydedip, bu kayıtları yüzyıllar sonra bile herhangi bir değişikliğe uğramadan gelecek nesillere aktarırlar. Grekler ise yazıyı onlardan ancak 2500 yıl sonra kullanmaya başlarlar. Dolayısıyla Grekler Mısır rahipleri ile tarih konularında fikir alış verişinde bulundukları zaman, rahipler onlara çokbilmiş çocuklarmış gibi davranırlarmış. (Dion Chrysostomos, Diyalog 11.1; Platon, Timaios 22b).

Tarihsel olayları kalıcı olarak kaydetme başarısı, Mısır’ı Geç Bronz Çağı olaylarının rekonstrüksiyonunda vazgeçilmez bir kaynak haline getirir. Deniz Kavimleri’nin istilaları konusunda özellikle Mısır’daki tapınak yazıtları sayesinde bilgi sahibiyiz. Deniz Kavimleri halklarının çıkış noktasının Batı veya Güney Anadolu ile Ege Bölgesi olduğu tahmin edilir. Nitekim Mısır kaynaklarında Deniz Kavimleri için Ege’de oturanlar anlamına gelen “Hau-nebut” terimi kullanılmıştır. Mısır bu olayların biraz dışında kalır ve Doğu Akdeniz’de büyük oranda zarar görmeden kurtulan tek ülke olur. Firavunlar olanlara doğrudan müdahale etme imkânı bulamaz çünkü bu dönemde hanedanlar arası karışıklıklar bir kaos durumunun oluşmasına neden olur.

II. Sethos’un (MÖ 1203-1193) tahta çıkmasından altı ay kadar sonra, Nubya’nın askeri valisi ve güneydeki savaşçıların komutanı olan oğlu Messui bu yetkilerinden yararlanarak başkaldırır. Asıl ismi olan Amenmesse Messui altında, babasıyla taht mücadelesine girişir. İki yıl boyunca Thebes’e hâkim olur ve babasının kartuşların içindeki adlarını dahi siler. Daha kuzeye ilerlemeyi denerken yenilir ve babası II. Sethos tarafından tahttan indirilir. II. Sethos’un Bija isminde Suriyeli bir veziri vardı. II. Sethos’un tahtta kalmasına yardım ettiği gibi, onun ölümünden sonra (MÖ 1193) daha on dört yaşında olan oğlu Prens Siptah’ı da tahtta oturtur. Daha sonra firavunun dul karısı Tausret’in gözdesi olan Bija onunla, Tausret’in, Siptah’ın ve kendisinin çıkarına olan bir antlaşma yapar. Siptah, hükmen firavundu, gerçekte iktidar Tausret’in elindeydi, ancak son söz Bija’ya aitti. Bija kendinden “kral yaratan” ve ülkenin asıl yöneticisi olarak söz ederdi. Siptah yirmi yaşında ölünce, annesi Tausret neredeyse iki yıl boyunca ülkeyi yönetmeye devam eder.

MÖ 1193-1182 yılları arasında süren bu hanedan karışıklıkları, Doğu Akdeniz’de tek büyük aktif güç olan Mısır’ın Deniz Kavimleri saldırılarına ve Troia Savaşı’na müdahale etmesini engellemiştir.

Bibliografya

Breasted, James Henry (1906): Ancient records of Egypt historical documents from the earliest times to the Persian conquest, 5 vols. The University of Chicago Press, Chicago.
Eisenlohr, August (1872): Der große Papyrus Harris. Hinrichsche Buchhandlung, Leipzig, 1-38.
Hornung, Erik (2011): Grundzüge der ägyptischen Geschichte. Primus, Darmstadt, 1-174.
Jansen-Winkeln, Karl (2006): “Neues Reich.” http://www.bibelwissenschaft.de/stichwort/11239/


Mısır ülkesi dış güçler tarafından yenilgiye uğratılmıştı ve herkes konumunu kaybetmişti. Yıllarca halkı adına konuşabilecek bir liderleri yoktu. İdare çökmüs, ülkenin kontrolü küçük memurlar ve çete reislerinin eline geçmişti. Herkes büyük olsun, küçük olsun, komşularını öldürebiliyordu. Bu başıboşluk döneminden sonra Yarsu adlı bir Suriyeli bütün ülkeyi kendine tabi kıldı; dostlarını bir araya getirerek mal ve mülklerini ellerinden aldı. Tanrıları insanlarla aynı düzeye indirgediler ve tapınaklarda hiçbir adak sunmadılar.

Papyrus Harris I, Biblioteca Aegyptiaca V, 91, aktaran: James Henry Breasted 1906, 198