Deniz Kavimleri’nin ilk saldırıları



MÖ 1250 yılından sonra, Yunanistan ve Anadolu’daki kralların saraylarını savaşa hazırladığı görülür. Kısa bir süre sonra batıdan doğuya doğru dalga dalga yayılan saldırılar sonuçta o dönemde hiç de sanıldığı kadar güçlü olmayan Hitit İmparatorluğu’nun yıkımına yol açacaktır.

Elimizdeki Bilgiler

Mikenler MÖ 1430’larda deniz ticaretinin kontrolünü Minosluların elinden aldıktan sonra, Yunanistan anakarasında yaklaşık 180 yıl sürecek bir refah dönemi başladı. Ne var ki MÖ 1250’lerden itibaren bir takım politik karışıklıkların baş gösterdiği görülür. Yunanistan’ın yanı sıra Anadolu’da da, muhtemel bir savaş beklentisi yüzünden büyük yukarı şehirler inşa edildi ve var olan eski saraylar daha da güçlendirildi.

Kısa bir süre sonra Doğu Akdeniz’de birçok şehir merkezini ve özellikle de sarayları içine alan bir yıkım dalgası yayılmaya başladı. Kıbrıs, Suriye ve Filistin’de düzinelerce liman şehri yok edildi. Başkent Hatuşa bir gecede terk edildi ve onunla birlikte Hitit İmparatorluğu çöktü. Bununla beraber Deniz Kavimleri saldırıları bu büyük kargaşanın yalnızca başlangıcını teşkil etti. Troia yakılıp yıkıldı, sonradan kısmen yeniden inşa edildiyse de eski önemine asla ulaşamadı. Mikene, Tiryns, Pylos ve Yunanistan’daki diğer yerlerde bulunan Miken krallarının sarayları da, bu kapsamlı genel yıkımın kurbanı oldu.

Öneriler

Küçük Luvi krallıklarının birleşmesi

Anadolu’nun MÖ 1200’lerdeki politik durumu günümüz haritalarında, bütün Anadolu’nun o dönemde doğrudan veya dolaylı vasalları yoluyla Hitit İmparatorluğu’nun kontrolü altındaymış gibi gösterilir. Bu durum gerçek olsaydı herhalde Hatti’nin Büyük Kralı da çok sevinirdi. Hâlbuki aslında Hitit halkının yaşadığı bölge ve Hititçenin konuşulduğu alan oldukça küçüktü.

Hitit İmparatorluğu’nun etrafı daima kendisine karşı düşmanca tavır içerisinde olan komşularla çevriliydi. MÖ 13. yüzyılın sonuna doğru bu durum daha da tehlikeli bir hale geldi: Hitit İmparatorluğu, kendisine hiç bir zaman itaat etmeyen kuzeydeki Kaşka ve Azzi topluluklarının sürekli tehdidi altındaydı. Doğuda ise Mittani Devleti, Hitit topraklarına baskı uyguluyordu; Mittani orduları bazen Yukarı Fırat yakınlarındaki İsuwa Bölgesi’nde yer alan Maden ve Ergani’deki madenlerin kontrolünü ele geçiriyordu. Güneyde durum daha da zordu, çünkü uzun bir süre Hititlere bağlı kalan Kizzuwatna devleti büyük krallıktan ayrılıp ona karşı düşmanca bir tavır takınmaya başlamıştı. Batı’da ise küçük krallıkları kontrol ve koordine etmesi amacıyla ilk kez bir vasal yetkili atanmıştı. Bu görev batıda o dönemin en büyük ve en etkili ülkelerinden olan Mira’ya verilmiş olmalıydı. Bu durumda Hattilerin Büyük Kralı son derece bağımlı bir hale gelmişti çünkü lider vasal devlet büyük krallığa karşı çıkarsa, imparatorluğun sonu anlamına gelirdi ki, öyle de oldu.

Muhtemelen bu savaşı tetikleyen faktör, Kıbrıs’ın ele geçirilmesi oldu. Büyük kral IV. Tuthaliya, muhtemelen oradaki bakır madenlerini ele geçirmek amacıyla, beklenmedik bir anda adaya saldırdı. Hitit ordusu saldırılarında ilk defa gemilerden yararlandı. O dönemde deniz ticaretinde son derece faal olan Batı Anadolu’daki Luvi krallıkları için Kıbrıs önemli bir limandı. Bu krallıkların bir kısmı Hitit İmparatorluğu’nun vasalı olsalar da, genelde Hitit İmparatorluğu’na sadık değillerdi. Hititlerin Kıbrıs’ı ele geçirerek deniz ticaretini alt üst etmesi bardağı taşıran son damla olmuş olabilir. Bu krallıklar, tek başlarına Hitit İmparatorluğu’yla baş edemeyeceklerini biliyordu, ama birlikte bu zulmü sonlandırmak için bir fırsatları olabilirdi.

Dolayısıyla Luviler bir araya gelerek askeri bir birlik oluşturdular ve kısa zamanda saldırı amaçlı, hızlı ve kullanışlı gemilerden oluşan bir donanma kurdular. Luviler Hitit ülkesine karadan doğrudan saldırmak yerine, deniz yoluyla Hititlerin Kıbrıs ve Suriye’deki topraklarına ulaştılar. Lukkaların ve Serdenlerin paralı askerlerden oluşan ünlü birlikleri neredeyse bir gecede bir donanmaya dönüştü; Deniz Kavimleri olarak bilinen bu koalisyon bu sefer büyük Hitit İmparatorluğu için değil ona karşı savaşıyordu.

Hatti’deki yeni yönetimin başında II. Şuppiluliuma vardı. Güneyde planlı bir saldırı dalgası ile karşı karşıya kaldığı zaman, buna hiç bir şekilde hazırlıklı değildi. Hititler tarihlerinde ilk kez deniz savaşlarında – hatta bu tür üç savaşta – mücadele etmek zorunda kalıyorlardı. Deniz savaşlarında herhangi bir sonuç alınamadığından olsa gerek, savaşlar karada da devam etti. Deniz Kavimlerini oluşturan çapulcu Luviler aynı zamanda Karadeniz Bölgesi’ndeki ülkeler tarafından da destekleniyordu. Kuzeyden kaynaklanan bir yıkım dalgası Hattuşa’ya kadar yayıldı. Kaşkalar Hitit ordusunun yokluğundan istifade edip başkent Hattuşa’ya saldırdılar. Fakat oraya geldiklerinde şehrin terkedildiğini gördüler: belli ki şehir halkı ufukta gördüğü duman yoluyla saldırıdan önceden haberdar olmuştu. Giderken de yanlarında taşınabilecek her şeyi almışlardı. Saldıranlar şehirde kimseyi bulamayınca yönetim binalarını ve birkaç tapınağı ateşe vermekten başka bir şey yapamadılar.

Hitit orduları savaştayken başkentin düştüğü haberi onlara ulaştı. Askerlerin savaşma ruhunu kaybetmesine neden olan olay ise, muhtemelen büyük kralın savaşta bir yerde öldürülmesi oldu. Böylece Hititlerin Ön Asya’daki yaklaşık dört yüz yıllık egemenlikleri tamamıyla sona erdi. Ve bu güçlü imparatorluğun bir daha ortaya çıkması için aradan üç bin yıl geçmesi gerekecekti.

Bibliografya

Bryce, Trevor (2005): The Kingdom of the Hittites. Oxford University Press, Oxford, 1-554.
Bryce, Trevor (2011): “The Late Bronze Age in the West and the Aegean.” In: The Oxford Handbook of Ancient Anatolia 10,000-323 B.C.E. Sharon R. Steadman & Gregory McMahon (eds.), Oxford University Press, New York, 363-375.
Faulkner, R. O. (1975): “Egypt: From the Inception of the Nineteenth Dynasty to the Death of Ramesses III.” Cambridge Ancient History 2, Cambridge University Press, Cambridge, 217-251.
Heinhold-Krahmer, Susanne (1977): Arzawa – Untersuchungen zu seiner Geschichte nach den hethitischen Quellen. Carl Winter Universitätsverlag, Heidelberg, 1-473.
Hölbl, Günther (1983): “Die historischen Aussagen der ägyptischen Seevölkerinschriften.” In: Griechenland, die Ägäis und die Levante während der “Dark Ages” vom 12. bis zum 9. Jh. v. Chr. Sigrid Deger-Jalkotzky (ed.), Österreichische Akademie der Wissenschaften, Philologisch-historische Klasse, Wien, 121-143.
Singer, Itamar (2011): The Calm before the Storm. Society of Biblical Literature, Atlanta, Georgia, 1-766.
Yakubovich, Ilya S. (2010): Sociolinguistics of the Luvian language. Brill’s studies in Indo-European languages & linguistics, Brill, Leiden, 1-454.
Yasur-Landau, Assaf (2010): “Levant.” In: The Oxford Handbook of the Bronze Age Aegean. Eric H. Cline (ed.), Oxford University Press, Oxford, 832-848.


Yabancı ülkelere gelince, adalarında gizli bir ittifak kurdular. Ülke aniden kendini bir savaşın ortasında buldu. Hatti’den Kode’ye [Kizzuwatna], Karkamış, Arzawa ve Alasiya’ya kadar hiçbir ülke karşılarında direnemedi, bütün bağlantıları kesildi. Ammuru yakınlarında bir yerde bir konaklama yeri kuruldu. Halkını ve topraklarını daha önce hiç yokmuş gibi mahvettiler. Onlar Mısır’a doğru ilerlerken önlerindeki yangın giderek genişliyordu. Müttefikleri olan Peleset, Tekker, Şekeleş, Denen ve Weşeşler topraklarını birleştirmişti. Yeryüzünün sınırında bile yer alan topraklara el atarken yürekleri güven doluydu: “Planlarımız başarılı olacak.”

Medinet Habu’da Deniz Kavimleri-Yazıtları (Breasted)

Ben büyük Kral Şuppiluliuma hemen denize ulaştım. Denizde Alasiya gemileri benimle üç kere savașa tutuștu ve ben onları bozguna uğrattım; gemilerini ele geçirdim ve denizde ateșe verdim. Fakat karaya vardığım zaman Alasiya’dan çok sayıda düşman bana karșı savașmaya geldiler.

KBo XII 38 (CTH 121) III 1’-13’, aktaran: Trevor Bryce 2005, 332

Arzawa ülkeleri zaman zaman kuvvetlerini özellikle Hititler gibi güçlü düşmanlara karşı büyük askeri operasyonlar için birleştirebilyorlardı.

Trevor Bryce 2011, 366

Gerçekten de Mısır’daki kayıtlarda yer alan bütün grupların Anadolu ve özellikle Batı Anadolu kökenli olması mümkündür.

Trevor Bryce 2005, 338

Aynı zamanda eski Anadolu tarihinde, özellikle Hatti’nin iç politikalarında değişim olacağı hissedildiğinde Hitit İmparatorluğunun komşularının ve vasal devletlerin daha tehlikeli olmaya bașladıkları bilinir.

Susanne Heinhold-Krahmer 1977, 47

Bir belgede Batı Anadolu’daki bir devletin Hitit imparatorluğu’nun son zamanlarında onunla neredeyse eșdeğer olduğuna ișaret edilmektedir.

Ilya Yakubovich 2010, 85, KBO 18.18’den söz ederken (CTH 186.4)

Bununla birlikte Batı Anadolu bölgesi ‘Deniz Kavimleri’nin hareketlerinin ortaya çıktığı yer olabilir. Çünkü bu bölgenin, Tunç Çağı’ndaki başlıca güçler tarafından kurulan büyük politik yapıların ilk çökmeye ve parçalanmaya başladığı yer olduğu anlaşılıyor.

Trevor Bryce 2005, 338

Güneyde deniz yoluyla hücum eden düșmana karșı çaresiz, hayatta kalma savașında aç ve bitkin düșen O [Hattuşa] kuzeyden batıya doğru ülkeyi silip süpüren Kaşka ve Muşki çeteleri için kolay bir yem haline geldi.

Itamar Singer 2011, 373