Mikenlerin karşı saldırısı olarak Troia Savaşı



Doğu Akdeniz’deki birçok liman şehri ve Hititler, Deniz Kavimleri istilaları ile aynı dönemde ortaya çıkan savaşların kurbanı oldu. Ancak bu saldırılar Bronz Çağı sonunu getiren kültürel çöküşün sadece başlangıcı oldu. Yunanistan’da sonraki kuşaklar, Kahramanlar Çağı diye adlandırılan bu dönemin sonunu, hep Troia Savaşı ile bağdaştırmıştır. Troia Savaşı gerçekten de Mikenlerin o dönemde güçlü olan Luvilere karşı saldırısının bütün özelliklerini sergiler.

Elimizdeki Bilgiler

Troia Savaşına dair anılar, kazı buluntularıyla uyuşur

MÖ 1192 yılından sonraki dönemde yaşanan olaylarla ilgili herhangi bir yazılı belge yoktur. Hattuşa’da ne kral ne de kâtip kalmıştı, Mısır’da ise taht kavgaları sürüp gidiyordu. Grekler ise yazı bilgilerini politik konular için kullanmazlardı. Bu çalkantılı döneme ait elimize geçen çok az bilgi ise çok daha sonra kaydedilmiştir.

Sonraki kuşaklar Bronz Çağı sonundaki kültürel çöküşü Troia Savaşı’yla bağdaştırmak konusunda fikir birliği göstermiştir. Grek tarihçileri, bu ihtilafın Kahramanlar Çağı’nın sonunu getirdiği konusunda hemfikirdi. Homeros atalarının Kuzey Yunanistan’da Makedonya’dan, Batı Anadolu’nun tamamına ve Kilikya’ya kadar uzanan bir bölgeden kaynaklanmış, hatta Karadeniz bölgesindeki halklar tarafından da desteklenen bir ittifaka karşı savaştığını anlatır (İlyada 2.816-877). Böylece Greklerin Troia Savaşı’na dair anıları, MÖ 1200’den sonraki, arkeolojik olarak belgelenmiş olan genel yıkım dalgasının bir unsuru haline gelir.

Öneriler

Önleyici bir karşı saldırı

Luviler Güneydoğu Anadolu, Suriye kıyıları ve Kıbrıs’ı hâkimiyetlerine alıp Hattuşa’yı yenilgiye uğrattığı ve Hitit aristokrasisini ortadan kaldırdığı zaman, Batı Anadolu kökenli bu küçük devletler birdenbire Kuzey Yunanistan’dan Anadolu, Suriye ve Kenan ülkesine hatta Mısır sınırına kadar uzanan bir bölgeyi kontrolleri altına aldılar. Luviler, Hitit hegemonyasını kırmak için kendilerine hedef olarak özellikle yönetici sınıfı seçmişlerdi. Çiftçilikle uğraşan ve büyük ölçüde Luvice konuşan halk ise bu yıkımlardan doğrudan zarar görmedi. Dolayısıyla bölgenin ekonomik altyapısı, çiftçilik, el sanatları ve madencilik bu durumdan fazla etkilenmedi. Kocaman bir coğrafyaya hükmeden Luviler, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki bütün madenlere, kara ve denizlerdeki bütün ticaret yollarına da sahip hale geldi.

Yunanistan anakarasındaki Miken krallıklarının Deniz Kavimleri’nin saldırısına uğramadığı anlaşılmaktadır. Fakat Batı Anadolu’da Mikenlere ait bazı limanlar durumdan etkilenmiş ya da taraf değiştirmiş olabilir. Ama Greklerin olaylara doğrudan doğruya müdahale etmesi için bir neden yoktu. Öte yandan hem Karadeniz’e çıkan yollar, hem de Kıbrıs üzerinden Suriye ve Mezopotamya’ya ulaşan yollar artık Luvilerin kontrolündeydi. Ama yeraltı zenginlikleri, verimli tarım arazileri, devamlı akan nehirlerin seyirleri ve ticaret yolları göz önüne alındığında, Mikenler gerçekten üstün olan bir güçle karşı karşıya kalmak üzereydi. Bunun bilincinde olan Mikenlerin tamamıyla bağımlı hale gelmemek için ve kapsamlı bir hazırlık döneminden sonra Batı Anadolu’ya saldırmak için plan yaptıkları anlaşılmaktadır. Homeros’un anlattıklarına göre Odysseus dâhil birçok Grek soylusu, başlangıçta savaşa katılmak istememişti. Herkes savaşa katılma konusunda fikir birliğine vardıktan sonra da donanmanın oluşturulması iki yıl daha sürmüştü. Grekler yaklaşık 1200 gemiyle Batı Anadolu kıyılarına hücum etti ve rotayı Troia’ya çevirmeden önce düzinelerce Luvi kıyı kentini yerle bir ettiler. Luvilerin hem bu kadar geniş bir alanı, hem de kendi kentlerini başarılı bir şekilde savunması imkânsızdı.

Deniz Kavimleri’nin istilalarından sonra yıkım dalgalarının tersine de olsa devam etmesinin nedeni budur. Her iki saldırı dalgası da batıdan doğuya doğru yer almıştır, ancak saldırganları harekete geçiren faktörler farklıydı. Deniz Kavimleri’nin saldırıları çerçevesinde, Batı Anadolu’nun birleşik askeri birlikleri Suriye’ye karşı saldırıya geçti. On yıl kadar sonra yer alan ve Troia Savaşı olarak bilinen ihtilaf çerçevesinde ise, Grek askeri birlikleri bir araya gelerek Batı Anadolu’ya saldırdılar. Bu anlamda Homeros ve diğer Antik Çağ yazarları tarafından anlatılan Troia Savaşı, aslında daha önce zafer kazanan Deniz Kavimleri’ne karşı bir saldırıdır. Gerçekten de, Homeros’un İlyada’da tasvir ettiği Troia’daki birlikler ile Deniz Kavimleri’nin geldikleri yerler birbirini tutar. Bu şekilde Deniz Kavimleri fetihlerinin neden devam etmediği ve bu bölgelere neden kalıcı olarak yerleşmedikleri sorusu da cevaplanmış olur, çünkü Luviler anavatanlarını savunmak amacıyla topraklarına geri dönmek zorunda kalacaklardı.

Medinet Habu’daki yazıtlarda Deniz Kavimler’nin saldırıları sonucu zarar gören ülkeler arasında Luviler’in Batı Anadolu’daki ana merkezlerinden biri olan Arzawa’nın ismi de geçmektedir. Eğer Deniz Kavimleri, Luviler’den oluşan bir birlik ise, Arzawa’nın onlar tarafından yıkılmasının hiç bir mantıklı tarafı yoktur. Halbuki Arzawa Deniz Kavimleri saldırıları sonucu değil, sonraki dönemde Mikenler tarafından düzenlenen karşıt saldırılar sonucu yıkılmıştır. Olaylar olduktan on beş yıl sonra Mısırlı kâtipler, tarihsel doğruluğa fazla dikkat etmemiş olabilirler. Hatta kimin kime saldırdığına çok önem vermemiş olmalılar. Sonuçta İkinci Dünya Savaşı’nda hem Pearl Harbor, hem de Hiroshima nasıl mahvolduysa, hem Hatti, hem de Arzawa zarar gördü. Mısır’ın daha önceki bazı güçlü düşmanları da, müttefikleri de yok olup gittiği için III. Ramses’e yenilgilerini kendi muhteşem zaferiymiş gibi sundu.

Deniz Kavimleri’nin Ugarit’e yönelttiği saldırının günü gününe belirlenebilmiş olması (MÖ 21 Ocak 1192), kriz yıllarının süresi konusunda da bazı hesaplamaların yapılmasına imkân sağlamaktadır. Sevillalı İsidoros’a göre (Etymologiae 1.42), Musa’dan sonraki en eski tarih yazarı olan Frigyalı Dares (44) günü gününe bir hesaplama yapar; 10 yıl, 6 ay 12 gün. Bu konuyu biraz geliştirecek olursak, Deniz Kavimleri sürpriz bir baskın yapıp, Hitit ordusunun hazırlanmasına olabildiğince az zaman bırakmak için, hızla hareket etmiş olmalıdırlar. Luvi gemileri, Batı Anadolu’da toplandıkları yerden Kıbrıs’a varmak için beş güne gereksinim duymuş olmalıdırlar. Kıbrıs Adası’na ulaştıklarında da adayı yeni Hitit egemenliğinden kurtarmak için bir beş güne daha ihtiyaçları olmuş olabilir. Kıbrıs’taki münferit şehirlerin Hitit egemenliğine boyun eğmemiş olması Luvilerin işini kolaylaştırmış olabilir. Dolayısıyla Luviler, Ege’den harekete geçtikleri tarihten 10 gün sonra Ugarit’e varmış olabilirler. Homeros’a göre (İlyada 12.15), savaşın tamamı on yıl sürmüştür. Caesarealı Eusebius Troia’nın yıkımını, yani savaşın sonunu MÖ 1182 yılına tarihlendirir, bu da MÖ 1192 yılında, yani on yıl önce vuku bulan Ugarit’in saldırı tarihine uyar. Troia’nın kesin olarak düştüğü tarihin yedinci dolunay olduğu iddia edilir; bu da MÖ 1182 yılının 22 Haziran tarihine denk düşer. Eğer bu veriler doğruysa, Deniz Kavimleri saldırıları ile Troia Savaşı’nın toplamı, 10 yıl, 6 ay 12 gün sürmüştür.

Bibliografya

Abulafia, David (2011): The great sea – A human history of the Mediterranean. Allen Lane, London, 1-783.
Albright, William Foxwell (1950): “Some Oriental Glosses on the Homeric Problem.” American Journal of Archaeology 54, 162-176.
Hope Simpson, Richard & John Francis Lazenby (1970): The Catalogue of Ships in Homer’s Iliad. Oxford University Press, Oxford, 1-191.
Huxley, George Leonard (1960): Achaeans and Hittites. Vincent-Baxter, Oxford, 1-54.
Wainwright, Gerald Avery (1961): “Some Sea-Peoples.” The Journal of Egyptian Archaeology 47, 71-90.


Troia bir zamanlar hem zengindi hem de yüksek bir nüfusa sahipti – öyle ki, on yıl boyunca savaşlarda kan dökebilirdi.

Ovidius, Dönüşümler 15.423 (More)

Troialılar hem Deniz Kavimleri’nin bir parçasıydı, hem de Deniz Kavimleri’nin kurbanı oldular.

David Abulafia 2011, 52

Eğer Aššuwa İttifakı’nın ağırlık merkezi gerçekten yarımadanın [Anadolu‘nun] kuzeybatısı idiyse, ki bu muhtemel gibi görünüyor, yapısı ve coğrafi genişliği şaşırtıcı bir șekilde İlyada‘da bahsedilen Troia İttifakı ile benzerdi. Buna ek olarak Mikenlerin doğuya ve güneydoğuya doğru genişlemesini engelleyen ve MÖ y. 1240 ile 1220 yılları arasında Mikenlerin doğu ile olan ticaretini güçlü bir șekilde sınırlayan da böyle birpolitik ittifak olabilirdi.

William Foxwell Albright 1950, 169

Kayıtlarımızda devletinizin bir zamanlar Atlantik Okyanusu’nun uzak bir noktasından yola çıkıp Avrupa’nın tamamına ve Asya’ya saldırarak büyük bir küstahlıkla ilerlemekte olan güçlü bir düşmana karşı durduğu anlatılır.

Platon, Timaios 24e (Lamb)

Gemilerimle on iki şehri ele geçirip yağmaladım, on birine de Troia’nın olduğu verimli bölgede, karadan saldırdım. Hepsinden muhteşem ganimetler alıp götürdüm.

Akhilleus, Homeros, İlyada 9.398 (Fagles)