Deniz Kavimleri yazıtları ve kazı bulguları



Mısır’ın antik Thebes kentindeki III. Ramses mezar tapınağının duvarlarındaki yazıtlarda Deniz Kavimleri’nin istilalarından söz edilir. Tasvir edilen olayların özellikle tarihlendirme açısından pek inandırıcılığı olmamasına rağmen, tamamıyla uydurma olmadıkları da kesindir. Deniz Kavimleri’nin Batı Anadolu halklarının oluşturduğu bir ittifak olduğu sanılır. O dönem gerçekleşen bir güneş tutulması ve gönderilmemiş bir mektup sayesinde bu saldırıların ne zaman yer aldığını biliyoruz.

Elimizdeki Bilgiler

Deniz Kavimleri’yle Libya’dan bir koalisyon arasında yaşanan ve Saïs Savaşı’yla sona eren ihtilaftan ilk olarak Karnak’taki tapınak yazıtlarında ve Firavun Merneptah (MÖ y. 1213-1203) yönetiminin beşinci yılına tarihlenen Athribis’deki bir stelden söz edilmiştir. Fakat meşhur Deniz Kavimleri saldırılarına ait asıl bilgiler ilk olarak III. Ramses’in Medinet Habu’daki mezar tapınağının duvarlarındaki yazıtlardan ve hiyerogliflerden öğrenilmiştir. Bu hiyerogliflere göre III. Ramses’in saltanatının sekizinci yılında Mısır’a “denizin ortasındaki adalarda” yaşayan yabancı halkların oluşturduğu bir koalisyon tarafından bir saldırı gerçekleştirilir. Saldırıyı gerçekleştirenlerin Doğu Akdeniz’de, aralarında Hatti ve Arzawa’nın da olduğu bir dizi ülkeyi yenilgiye uğrattığı sanılır. III. Ramses, hiyerogliflerde detaylı olarak işlenen bir deniz savaşında Deniz Kavimleri’ni yenilgiye uğrattığını iddia eder.

Suriye ve Filistin’deki yıkım tabakalarının yardımıyla günümüzde Deniz Kavimleri saldırıları tam olarak tarihlendirilebilmektedir. Mısır’da Tell el-Fara Şehri’ndeki kazılarda ortaya çıkartılan, II. Sethos dönemine ait, üzerinde kartuş mührü bulunan bir muhafaza kabının saldırılar döneminde hâlâ kullanımda olduğu düşünülür. Bundan yola çıkarak, saldırının II. Sethos’un saltanatı döneminde ya da sonrasında, yani MÖ 1200’den sonra gerçekleştiği belirlenebilmektedir.

Daha kesin bir tarihlendirmeyi ise Ugarit’den gönderilen son mektuplardan biri, yani Mısırlı “kral yaratan” Bija’nın Hammurabi’ye yazdığı bir mektup mümkün kılar, çünkü bu iki şahsiyetin aynı dönemde yaşadığı anlaşılır. Bununla Ugarit’in, Siptah ile Tausret yönetiminin ilk döneminde, Bija daha hayattayken, yani MÖ 1193 ile 1189 arasında düştüğü anlaşılmaktadır. Gene bu dönemden gelen ve üzerinde Tausret’in kartuş mührü bulunan bir keramik kap, Ürdün’deki Tell Deir Alla’daki yıkım tabakasında, Geç Helladik IIIB keramiği ile birlikte bulunmuştur.

Bu arada Ugarit’in saldırıya uğradığı tam tarih bile belirlenebilmektedir. Jülyen Takvimine göre, MÖ 1192 yılının 21 Ocak günü, öğlen saatinde tam bir güneş tutulması yaşanır. Tutulmanın merkez gölgesi, Libya/Mısır üzerinden Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’a ve Ugarit’i de içine alarak Anadolu’nun güneyine doğru uzanmıştır. Ugaritli bir kâtip güneş tutulmasını saraya bildirmek amacıyla çivi yazılı bir tablet hazırlar. Fakat bu mesaj gönderilemez çünkü tam o sırada Deniz Kavimleri saldırıları gerçekleşir.

Öneriler

Deniz Kavimleri ve Luviler aynı halklardır

Medinet Habu’da, Deniz Kavimleri’nden söz edilen yazıtlardaki tarihlendirmelerin, önceki firavunların yazıtlarında da söz konusu olduğu gibi, sadeleştirilerek özetlendiği görülür. III. Ramses yönetimi muhtemelen 7 Mart 1182 tarihinde devralır. Deniz Kavimleri saldırılarını askerleriyle birlikte geri püskürttüğü saltanatının sekizinci yılı, MÖ 1174 yılı olmalıdır. Fakat arkeolojik ve tarihsel olarak belgelenmiş olan bu dönemdeki karışıklıklar, aslında neredeyse yirmi yıl önce vuku bulmuştur.

Ancak bu belgeler yine de son derece yararlıdır. İlk olarak, kâtiplerin uyduramayacağı kadar orijinal bilgiler içerirler. Bunların en önemlisi yabancıların bir ittifak oluşturmuş olmasıdır. Doğu Akdeniz’de, o dönemde uzun süredir var olan diğer devletler için ciddi bir tehdit unsuru oluşturan yeni bir politik ve askeri ittifakın ortaya çıktığı bellidir.

Bilim dünyasında son yıllarda Ege Denizi’nin ve özellikle Batı ile Güney Anadolu’nun bu karışıklıkların çıkış noktası olduğu düşüncesi giderek kabul görmektedir. Mısırlıların Deniz Kavimleri için kullandığı terim olan “Hau-Nebut” (“Ege halkı”) tanımlaması da bunu destekleyici niteliktedir. Mısır yazıtlarında bahsedilen bazı kavimleri Batı Anadolu’da konumlandırmak mümkündür. Örnek olarak, Lukkaların yaşadığı Anadolu’nun güneybatı ucu aynı zamanda Deniz Kavimleri’nin gemilerinin ilk kez görüldüğü yerdir. Gerçekten de Deniz Kavimleri diye adlandırılan grupların Batı Anadolu’daki küçük devletlerden oluşan askeri bir ittifak olduğuna dair çeşitli kanıtlar söz konusudur.

Bibliografya

Bryce, Trevor (2005): The Kingdom of the Hittites. Oxford University Press, Oxford, 1-554.
Dietrich, Manfred & Oswald Loretz (2002): “Der Untergang am 21.1.1192 v. Chr. von Ugarit.” Ugarit-Forschungen. Internationales Jahrbuch für die Altertumskunde Syrien-Palästinas 34, 53.
Gür, Barış (2012): Deniz Kavimleri. Tunç Çağını Sona Erdiren Halklar. Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Istanbul, 1-315.
Hölbl, Günther (1983): “Die historischen Aussagen der ägyptischen Seevölkerinschriften.” In: Griechenland, die Ägäis und die Levante während der “Dark Ages” vom 12. bis zum 9. Jh. v. Chr. Sigrid Deger-Jalkotzky (ed.), Österreichische Akademie der Wissenschaften, Philologisch-historische Klasse, Wien, 121-143.
Klinger, Jörg (2007): Die Hethiter. C. H. Beck, München, 1-128.
Redford, Donald B. (2000): “Egypt and Western Asia in the Late New Kingdom: An Overview.” In: The Sea Peoples and Their World: A Reassessment. Eliezer D. Oren (ed.), The University Museum, University of Philadelphia, Philadelphia, 1-20.
Zangger, Eberhard (1995): “Who were the Sea People?” Aramco World (May/June), 21-31.


Kuzey ülkeleri adalarında tir tir titriyordu. Nehir ağızlarından kanallara girdiler [Nil deltası]. Nefes alamadılar, burunları tıkandı. Kral Hazretleri kasırga gibi eserek onlarla savaştı; onun yarattığı korku ve dehşet duygusu bedenlerini kapladı, oldukları yerde kapaklandılar ve alt edildiler. Kalpleri yerinden alındı ve ruhları uçup gitti, silahları denize dağıldı.

III. Ramses döneminden Medinet Habu’daki Deniz Kavimleri yazıtları (Breasted)

Konușmacı (III. Ramses?) bölük pörçük detayları şatafatlı konuşma figürleri ile donatıp vezinli bir yapıda sunarak mantıklı bir argüman yerine açıkça retorik bir efekt hedeflemiştir. Metaforların, benzetmelerin ve mecazların olduğu gibi ele alındığı yüzeysel bir okuma ancak bu olayların yeniden kurgulanmasında korkunç bir hataya neden olacaktır.

Donald B. Redford 2000, 7

Deniz kavimleri göçüne katılan halkların bir kısmının daha önceden özelikle Batı Anadolu’yu yurt edindikleine, diğer grupların da ancak zaman içerisinde onlara katıldıklarına dair kanıtlar söz konusudur.

Jörg Klinger 2007, 117