Frigyalı Dares



Giritli Diktys gibi Frigyalı Dares’in de Troia Savașı’nın tanıklarından biri olduğu iddia edilir. Acta diurna belli Troiani (Troia Savaşı’nın Günlük Kayıtları) adlı Latince roman belli noktalarda Homeros’tan ve Giritli Diktys’ten farklı bir bakış açısı sunar. Diktys daha çok Grek bakış açısını temsil ederken, Dares’in eseri savaşa Troialılar açısından yaklaşır. Avrupa’da 1700’lere kadar Dares’in eserine büyük bir ilgi gösterilirken sonradan eserin kurgusal olduğuna karar verilmiştir.

Elimizdeki Bilgiler

İlyada’da Frigyalı Dares isimli bir Hephaistos rahibinden bahsedilir (5.9, 5.27). Dares Phrygius takma adı ile 5. yüzyılda Latince Acta diurna belli Troiani adlı bir roman yayımlanır. Eserde, Troia Savaşı’nın görgü tanıklarının gözünden anlatıldığı iddia edilir. Günümüz tarihçilerine göre, kitabın Latince olan bu versiyonu, MS 1. yüzyılda yaşamış Grek yazar Ptolemaios Chennos ile MS 2. yüzyılda yaşamış Romalı sofist Claudius Aelianus’un (Varia Historia 11. 2) varlığına tanıklık ettikleri, Dares adlı bir yazarın Grekçe eserine dayanır.

Sevillalı piskopos ve tarihçi İsidorus (y. 560-636), 600’larda Batı Avrupa’da Antik Çağ konusunda bilinenleri Etymologiae (Etimolojiler) isimli bir kitapta toplar. İsidorus, Dares’le Musa Peygamber’den aynı yerde bahseder:

İlk tarih yazarları: Biz Hıristiyanlar arasında yaradılış konusundaki tarihi ilk kez Musa yazdı. Putperestler arasında ise ilk kez Frigyalı Dares, Greklerin ve Troialıların tarihini, iddiaya göre palmiye yaprakları üzerine not ederek yayınlamıştır. Dares’ten sonra ise Yunanistan’ın tarihini ilk olarak yazanın Herodotus olduğu söylenir.

Sevillalı İsidorus, Etymologiae 1.42

İçerik açısından Acta diurna belli Troiani ile İlyada arasında önemli farklar söz konusudur. Dares’in eseri, Grek bakış açısını sunan Giritli Diktys’in Ephemeris belli Troiani adlı eserine karşı bir bakış açısı olarak gösterilebilir. Dares Frigyalı olduğu için Anadolu’nun bakış açısını temsil eder, bundan dolayı da Troialıları desteklemeye eğilimli olduğu gözlenir. İlyada’nın ana temasını oluşturan Achilleus’un öfkesi gibi Homeros’un destanlarındaki bazı önemli unsurlar, Dares’in kitabı okununca daha iyi anlaşılır.

Achilleus, Troia Kralı Priamus’un kızı Polyxena’ya aşık olur ve kızın annesinden onunla evlenmek için izin ister. Kraliçe kocasına danışır, Priamus da ancak öncesinde resmi bir barış antlaşması imzalandığı takdirde bu evliliğe izin vereceğini söyler; böyle bir şeyin gerçekleşmediği bellidir. Dares’in kitabında olaylar daha rasyonel bir şekilde tasvir edilir ve tarih, başlıca kahramanların, hatta tanrıların müdahalesi olmadan normal seyrini izler. Dolayısıyla Dares’in anlatımı Giritli Diktys’in anlatımına benzer. Dares’e göre Troia’nın mağlup olmasının sebebi, Antenor ve Aeneas’ın ihanetidir. Gece yarısı sur kapısını açıp Grek birliklerinin şehre girmesine izin veren bu ikisidir.

Öneriler

Luviler bir donanma oluşturur

Dares’in bu Anadolu yanlısı anlatımı, neredeyse bin yıl boyunca Avrupa’ya hâkim oldu. Derken Osmanlıların Viyana kuşatmasından birkaç yıl sonra, bu coşku tamamen yok oldu. Hollandalı Eski Çağ dilbilimcisi Jacob Perizonius 1702 yılında kesin bir dille Dares ve Diktys’in eserlerinin uydurma olduğunu ilan etti. Bu paradigma o günden beri bütün ders kitaplarında bu şekilde kabul edilmiştir. Ancak Perizonius her açıdan bir Yunan hayranıydı, hatta Voorbroek şeklindeki asıl soyadının yerine bir Yunan soyadı benimsemişti ve sadece Avrupa’yla doğrudan bağlantılı durumlarda Türklerden söz ederdi. Ancak birçok açıdan açık fikirliydi ve Troia Savaşı’nın tarihsel bir gerçeklik olduğuna derinden inanırdı. Perizonius’un birden fazla kaynaktan yararlanma ve inanmazlıkla saflık arasında bir ara yolu bulma şeklindeki yaklaşımı göz önüne alınınca, Perizonius yaptığı keşiflerin deneme niteliğinde olduğunu muhtemelen kabul ediyor olmalıydı. Eski Çağ filolojisi alanındaki alimlerin ara sıra – özellikle yeni kanıtlar ortaya çıktığı zaman – paradigmalarını tekrar gözden geçirmeleri ne güzel olurdu. Ne de olsa fizik bilimleri 1702’den beri büyük değişimlerden geçmiş ve bu değişimlerden büyük yararlar sağlamıştır.

Dares’in eserinin en bilgilendirici kısmı muhtemelen 6. bölümde rasgele yaptığı bir yorumdur:

Avrupa, Yunanistan’ın yardımına gidecek birçok savaşçı yetiştirirken, Asya’da yaşayan Grekler hayatlarını hep tembellikle geçirmişler ve gemiler inşa etmemişlerdi.

Günümüzde Thukydides (1.4; 1.8), Herodotus (3.122) ve Diodorus’un (5.84.1) eserlerinde sözünü ettikleri Minosluların deniz hâkimiyetinin (talassokrasi) tarihsel bir gerçeklik olduğunu biliyoruz. Dares’in Asyalıların, yani Troialılar dışında Luvilerin donanmaya sahip olmadığı şeklindeki beyanı tarihsel açıdan doğru ise, bugüne kadar arkeolojik kazıların cevaplayamadığı bir dizi soruya cevap bulunmasına yardımcı olabilir. Dares şöyle der (7): “Böylece bir donanma kurup Yunanistan’a doğru yola çıkma konusunda fikir birliğine vardılar” der.

Luvi Devletleri daha çok tarım, yeraltı kaynakları ve iç bölgelerle yapılan ticarete dayalı gelişmiş bir ekonomiye sahiptiler. Deniz yollarının kontrolü önceleri Minoslu beylerin, MÖ 1450 yıllarından sonra ise, Uluburun batığında görüldüğü üzere kısmen Kenan Ülkesi’nin gemilerinden yararlanan Mikenlerin elindeydi. Eğer Asyalılar (yani Luviler), MÖ 1200’lerde kısa bir süre içerisinde büyük bir donanma kurmaya karar verdiyse, Medinet-Habu’da yer alan Deniz Kavimleri yazıtlarıyla ilgili bazı sorular yanıt bulabilir; her şeyden önce hem bu baskınların neden bir sürpriz etkisi yarattığı hem de istilacıların neden eski piyadeler olarak isimlerinin bilindiği de ortaya çıkar.

Deniz Kavimleri’nin kullandığı son derece gelişmiş gemi tipi de bu şekilde açıklanabilir. Troia Krallığı’nın zenginliğinin bir kısmını, Çanakkale Boğazı yoluyla yapılan ticaretle elde ettiğini varsayabiliriz. Böyle bir kontrol ancak askeri yoldan sağlanabilirdi. Dolayısıyla Troialılar, gerektiğinde boğazın akıntısına karşı sürebilecekleri hızlı teknelere ve mükemmel denizcilik bilgisine sahip olmalıydı. Bu durumda eğer küçük Luvi Devletleri, askeri bir birlik oluşturup bir donanma kurmaya karar verdiyse, en mantıklısı bunun Troialıların öncülüğünde ve Troialıların gemi tipi örnek alınarak yapılmasıydı. Bu şekilde Troia Krallığı deniz savaşı açısından öncü bir rol üstlenmiş olur. Bu da Grek ve Luvi ordularının bu büyük savaş için neden özellikle Troia önlerinde toplandığını da açıklayabilir. Deniz Kavimleri’nin istilalarıyla ilgili tasvirlerde, istilacıların çoğunun tüylü bir şapka ve Tkr ismi taşıdığı görülür – her iki unsur Troia ile bağlantılıdır.

Dares eserinin son satırlarına kadar tarihsel veriler sunmaya gayret eder:

TTroia’ya karşı savaş on yıl, altı ay ve on iki gün sürdü. Dares’in tuttuğu kayıtlara göre Yunan tarafında 886.000, Troia tarafında ise, 676.000 insan öldü.

Dares 44

Savaşta ölenlerle ilgili bu sayılar uydurma olsa bile, kıyaslama ölçüleri açısından dikkat çekicidir.

Bibliografya

Beschoner, Andreas (1992): Untersuchungen zu Dares Phrygius. Classica Monacensia – Münchner Studien zur Klassischen Philologie 4, Gunter Narr, Tübingen, 1-294.
Clarke, Frederic (2011): “Authenticity, Antiquity, and Authority: Dares Phrygius in Early Modern Europe.” Journal of the History of Ideas 72 (2), 183-207.
Greif, Wilhelm (1886): “Die mittelalterlichen Bearbeitungen der Trojanersage.” Abhandlungen aus dem Gebiete der Romanischen Philologie 61, N.G. Elwert‘sche Verlagsbuchhandlung, Marburg, 1-292.
Hradský, Wolfgang (2005): Der Krieg gegen Troia – wie er wirklich war. Die beiden “Augenzeugen”-Berichte des Dares aus Phrygien und des Diktys von Kreta. docupoint, Magdeburg, 1-213.
Jäckel, Rudolf (1875): Dares Phrygius und Benoit de Sainte-More – ein Beitrag zur Daresfrage. Barth, Breslau, 1-65.
Merkle, Stefan (1989): “Die Ephemeris belli Troiani des Diktys von Kreta.” Studien zur klassischen Philologie 44, 1-323.
Möller, Lenelotte (2008): Die Enzyklopädie des Isidor von Sevilla. Marix, Wiesbaden, 1-736.
Wager, Charles Henry Adams (1899): The Seege of Troy. Macmillan, New York, 1-250.


Yunanistan’daki bir rivayete göre Dares adında bir Frigyalı Homeros’dan önce Troia’nın kuşatılmasını konu alan bir hikâyeyi kağıda dökmüştür.

Charles Henry Adams Wager 1899, xvi

Frigya dilindeki İlyada’sı günümüze kadar ulaşmış olan Frigyalı Dares’in Homeros’tan önce yaşadığını söylerler.

Claudius Aelianus (y. 170-222), Varia historia 11.2

Günümüze ulaşmış olan Dares metni, daha eski ve daha uzun bir metnin zayıf bir özetinden başka bir şey değil; ilk metin Latince olmalıydı ve Hıristiyanlığın ilk yüzyılının sonlarında yazılmış olmalıdır. Bu Latince metin Yunanca bir metinden türemiş olabilir.

Rudolf Jäckel 1875, 28

Dares Phrygius adlı kişinin “historia de excidio Trojae” adlı eseri oldukça işe yaramaz bir üründür.

Wilhelm Greif 1886, 3