Giritli Diktys



Giritli Diktys tarafından kaleme alınan Ephemeris belli Troiani (Troia Savaşı’nın Tarihi Kayıtları) adlı Latince roman, Troia Savaşı’nda Mikenlerle birlikte mücadele ettiğini iddia eden yazarının görgü tanıklığı şeklinde anlatılmıştır. İlyada ve Odysseia’dan farklı olarak Diktys’in eserinde tanrılar olaylara müdahale etmez. Diktys’in eseri Frigyalı Dares’in eseriyle birlikte, Orta Çağ ve Erken Yeni Çağ’da, Troia açısından üzerinde en çok durulan kaynaklardan biridir. Diktys’e göre Troia Savaşı’na sebebiyet veren Mikenler değil bizzat Troialılardır ve Grekler Anadolu’nun kuzeybatı kıyılarına saldırarak Troialılara karşılık vermiştir.

Elimizdeki Bilgiler

Giritli Diktys’in Ephemeris belli Troiani adlı Latince romanı altı ciltten oluşur ve Troia Savaşı’nı konu alır. Romanın kaynağı MS 1. veya 2. yüzyıla tarihlenen ve iki papirüs parçası dışında günümüze ulaşmamış olan Grekçe bir eserdir. Eserin Latincesi MS 3. ya da 4. yüzyılda Lucius Septimius tarafından kaleme alınmıştır. Ephemeris belli Troiani adlı eserin, Troia Savaşı’nda Grek tarafında yer alan görgü tanığı Giritli Diktys’in tanıklığına dayandığı iddia edilir. Diktys’in savaşla ilgili kayıtlarının MS 66’da tesadüf eseri mezarında bulunduğu söylenir. Ama Diktys’in anılarının bulunma hikâyesinin gerçek olup olmadığı hiç bir zaman ispat edilememiştir. Bu anılarda Giritli Diktys adındaki kişinin Knossos Kralı İdomeneus’la birlikte Troia’ya gittiği, Yunan tarafında çarpıştığı ve bu arada şehrin kuşatılmasını ve ele geçirilmesini yazdığı anlatılır.

Diktys, Homeros’un tersine tanrıların olaylara müdahale ettiğinden söz etmez. Eser bundan dolayı daha gerçekçi ve modern bir karakter kazanır. 12. yüzyılda yeniden keşfedilen eser Orta Çağ boyunca ve Yeni Çağ’ın başlarına kadar Troia’nın hikâyesinin yorumlanma şekli üzerinde son derece önemli bir etki oynar. Bizanslı bilginlere göre Troia konusundaki en büyük otorite Diktys olup, onu Homeros, Euripides ve Vergilius takip ederdi. Batı Avrupa’da ise o dönemde, Troia konusundaki en önemli otoriteler sırasıyla Frigyalı Dares, Diktys, Vergilius ve Ovidius’tu.

Diktys’in anılarının bilgi sahibi, sofistike bir okur kitlesine hitap eden eğlenceli hikâyesi Geç Antik Çağdan itibaren gerçek olarak görülmeye başlanmıştır. Homeros’un İlyada’sının kaybolduğunun düşünüldüğü ve sadece çok kısa bir versiyonun dolaşımda olduğu Orta Çağda Diktys’in romanı ve Frigyalı Dares’in eseri, Troia Savaşı ile ilgili tarihsel bilgilerin en önemli kaynağını oluştururdu. Ancak 1702’de, yani Osmanlıların Viyana’yı kuşatmasının üzerinden yirmi yıl geçmeden ve Troia, Hisarlık tepesinde yeniden keşfedilmeden 170 yıl önce, Hollandalı Eski Çağ dilbilimcisi Jacop Perizonius, Frigyalı Dares ve Giritli Diktys’in Troia ile ilgili eserlerinin tamamen uydurma olduğuna dair, günümüzde bile kabul görmeye devam eden paradigmayı oluşturdu.

Öneriler

Troia Savaşı’nın etkisi Troia’yı aştı

Diktys’e göre Troia Savaşı’nı başlatanlar Mikenler değil, bizzat Troialıların kendileriydi. Eserinde Priamos’un oğullarının “bu savaşı Yunanistan’a kadar yaymak” istediğini söyler (2. 8). Yunanistan’ın eski zamanlarda büyük bir tehditle karşı karşıya kalmış olduğu Platon (Timaios 25b) tarafından da dile getirilmiştir, ama Homeros’un anlattıklarıyla çelişir.

Grekler de Kuzeybatı Anadolu’nun kıyı kentlerine saldırarak karşılık verirler. Grek kahramanlarından Aias, Troia ile beraber hareket eden komşularına saldırır. Pitya ve Zelea gibi müreffeh şehirleri ele geçirir, ama “bununla da yetinmeyerek büyük bir hızla Gargarum, Arisba, Gergitha, Skepsis ve Larissa’yı da yerle bir eder” (2.27). Aias “Frigya’ya da saldırır, şehirlerini ele geçirir, ülkeye çok büyük zararlar verir ve büyük bir ganimetle birlikte ordularının yanına zafer kazanmış bir halde geri döner” (2. 41).

Diktys’e göre Troia, dostane ilişkiler içinde olduğu, refah düzeyi yüksek şehirlerle çevriliydi. Geç Bronz Çağı’na ait bu şehirlerle ilgili olarak bugüne kadar hiç bir sistematik araştırma yapılmamıştır. Diktys’e göre Lesbos Adası da (Midilli) Troia’nın etki alanına giriyordu. Bugün Yunanistan’a ait olan bu ada, kapsamlı arkeolojik araştırmalara tabi tutulmuştur. Kazılarda çıkarılan arkeolojik malzemeler, adanın Geç Bronz Çağı kültürü ile Troia’nın tamamen birbirine uyduğunu gösterir. Eğer iddia edildiği gibi Diktys’in kitabındaki tarihsel ayrıntılar uydurmaysa, büyük bir ustalıkla uydurulmuş olmalıdırlar.

Etopya’daki, hatta Hindistan’daki müttefiklerinin Troia’nın yardımına geldiği söylenir (4.4). “Adından söz ettiğimiz komutanlara birçok adam katıldı; farklı dil ve geleneklere sahip olmalarından dolayı düzensiz ve karışık bir şekilde savaştılar” (2. 35). Troia’nın müttefikleri doğudan gelirken ilk olarak Rodos’a uğrarlar, ve bu adanın “Greklerin müttefiki olduğunu” anlarlar (4.4); bu durum arkeolojik araştırmalar sonucunda da teyit edilmiştir.

Diktys, Troia’nın müttefiklerinin hepsini yazar ve aralarındaki sözleşme gereği onlarla birlikte savaşan politik müttefiklerinin yanında, Troia’da yüksek ücretlerle paralı askerlik yapanları birbirinden ayrı tutar. Hattuşa, Ugarit ve Thebes’te bulunmuş belgelerden anlaşıldığı üzere, bu tür karşılıklı yardımlaşma şekli, Geç Bronz Çağı’nda çok yaygın olarak görülürdü.

Diktys ayrıca eserinde (2.18) Greklerin ganimet için yanlarında özel yük gemileri getirdiğinden söz eder. Kıyıya çekilebilen hafif savaş gemileriyle geniş gövdeli yük gemileri arasındaki ayrım özellikle önemlidir. Bugüne kadar birçok Eski Çağ dilbilimcisi, ticaret gemilerinin de İlyada’daki istilacıların gemileri gibi kıyıya çekilebildiğini varsaymıştır. Aslında Uluburun Batığı gibi ağır ticaret gemileri rıhtımlara bağlanmış olmalıydı, çünkü karaya çekilmeleri dağılmalarına yol açabilirdi.

Bibliografya

Hradský, Wolfgang (2005): Der Krieg gegen Troia – wie er wirklich war. Die beiden “Augenzeugen”-Berichte des Dares aus Phrygien und des Diktys von Kreta. docupoint, Magdeburg, 1-213.
Smids, Ludolph & Jakob Perizonius (1702): De bello Trojano – Cretensis Dictys et Dares Phrygius. Amsterdam.


Başlangıçta Achilles ve adamları Troia’nın surlarla çevrili olduğunu görünce, savaşı surların dışında yürütmeye ve çevreyi yağmalayarak Troia’nın elinden almaya çalıştılar.

Strabon, Coğrafya 13.1.7

Achilles bu arada Troia’ya komşu olan şehirlerin onunla ittifak kurduğundan ve adeta cephanelik görevi gördüklerinden şüpheleniyordu; bundan dolayı birkaç gemiyle birlikte Lesbos adasına [Midilli] saldırdı ve hemen ele geçirdi… Bundan sonra adamlarının isteği üzerine Skyros ve Hierapolis gibi zengin ve güçlü şehirlere saldırdı ve onları bir kaç gün içerisinde, hiç bir zorlukla karşılaşmadan imha etti. Gittiği her yer saf dışı bırakıldı ve yağmalandı, her şey alt üst edildi ve Troialıların işine yarayabilecek her şey yıkılıp yok edildi… Ancak Achilles yaptıklarından hoşnut olmadığı için Kilikya’ya da saldırdı ve bir kaç gün icerisinde Lyrnessos şehrini ele geçirdi. Ggemilerini büyük hazinelerle doldurdu.

Diktys, Ephemeris belli Troiani 2.16-17