Homeros Destanları



Bronz Çağı sonunda, büyük kültürlerle birlikte yazı bilgisinin de kaybolması, Kahramanlar Çağı’na yönelik hatıraların ilk etapta sözlü gelenekler yoluyla varlığını sürdürmesine neden olmuştur. Batı kültürünün ilk ozanı olarak kabul edilen Homeros, epik destanların temalarını ele alarak kendi amacı doğrultusunda uyarlamıştır. İlyada ve Odysseia’nın popülerliği zaman içerisinde, tarihsel olayların sözlü aktarımının büyük ölçüde unutulmasına neden olmuştur.

Elimizdeki Bilgiler

Homeros Batı’nın ilk ozanı olarak bilinir. Hâkim doktrine göre MÖ 8. yüzyılda yaşamıştır. İlyada ile Odysseia’nın ana konusunu Troia Savaşı oluşturur. Homeros, destanlarının ana konusunu, Grek halkları arasında yazı bilgisinin kaybolmasından sonra nesilden nesle aktarılarak gelen ve Geç Bronz Çağı’nın Kahramanlık Çağı’na ait toplumsal bellek yoluyla muhafaza edilen büyük epik anlatılardan almıştır.

Yazı alfabetik biçimiyle yeniden icat edildiğinde Homeros yazıyı, eserlerinin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla kullandı. Eserleri, üstün edebi özellikleri dolayısıyla kısa zamanda büyük bir başarı elde etti. Homeros’un asıl amacı, tarihsel gerçekleri anlatmak değildir. Fakat İlyada ve Odysseia’nın gördüğü rağbet sonucunda sözlü olarak aktarılan olaylar geri plana atılmaya ve Homeros’un destanları onların yerini almaya başladı.

Dolayısıyla Homeros, döneminin iyi bilinen sözlü anlatılarını kendi destanlarının ana malzemesi olarak kullanmıştır. Edebi dehası yoluyla okurlarının entelektüel düzeyi yüksek bir eğlenceyle düşünmesini sağlamak için bu tanıdık anlatıları değiştirmeye karar vermiştir. Hem konularını hem de tasvirlerini seçerken hedefi, dinleyicisinin dikkatini çekmekti. Bu yüzden de destanları bol miktarda kahramanlık ve aşk hikâyeleri içerir.

Homeros’un destanlarındaki bazı elementlerin Bronz Çağı’na kadar dayandığı kesindir. Buna örnek olarak, Grek saraylarında bulunan Linear-B tabletleri üzerinde görülen anlatım ve ifade şekillerinin aynısının Homeros’ta görülmesi verilebilir. Ayrıca Troia’ya giden Grek birliklerinin belirtildiği, gemi listesi olarak bilinen bölüm, Bronz Çağı sonlarının politik coğrafyasını yansıtır. Savaş arabası taburları arasında yer alan destansı savaşlar, Doğu Akdeniz’de ancak MÖ 1200’lere kadar görülür ve onlardan Hitit metinlerinde nadir olarak bahsedilir.

Öneriler

Kahramanlık Çağı’nı takip eden iç savaş dönemi

Homeros’a atfedilen iki eser, tek bir kişi tarafından kaleme alınmamış olabilir. Odysseus’un İthaka’daki sarayını geri alması gibi bölümler sanki şahitlerin direkt gözlemlerinden aktarılır – sanki olayları anlatmaları için ozanların yaşamalarına izin verilmiş gibidir. Troia’nın coğrafyasına değinen anlatımlar ise 8. yüzyıla ait gibidir, ya da büyük ölçüde revize edilmiştir, çünkü Homeros şehrin dış mahallelerine bu eserlerde hiç bir şekilde değinmemiştir. Gemi listesi ve özellikle Odysseus’un yolculuğu (Odysseia 9.-12. bölüm), muhtemelen olduğu gibi başka kaynaklardan alınmıştır.

Harvard Üniversitesi’nden Amerikalı Klasik dilbilimci Gregory Nagy ve öğrencileri bu yaklaşımı savunur, çünkü Homeros’un yaşadığına dair hiç bir ipucu yoktur. Eğer 8. ya da 7. yüzyılda yaşasaydı, Hesiodos örneğinde olduğu gibi onun hakkında da anekdotların bulunması gerekirdi. Ama Homeros’un daha çok Herakles gibi, olağanüstü yeteneklerin daha insani ve daha anlaşılır olması ve daha kolay aktarılabilmelerini sağladığı görülür.

Troia’nın eski kazı başkanlarından Wilhelm Dörpfeld, Homeros’un MÖ 12. yüzyılda, yani Troia Savaşı’ndan bir kuşak sonra yaşadığı düşüncesini savunmuştur. Bu durumda İlyada ve Odysseia’ya kaynak teşkil eden epik anlatıların asıl ozanı olabilir, fakat dört yüz yıl sonra yazılmış olan bu eserlerin asıl yaratıcısı olamaz. Diodoros’un bir eserinin günümüze ulaşmış bir bölümüne göre (7. 2) Homeros “Heraklidlerin dönüşünden önce” ölmüştür. Diodoros Troia Savaşı’nı MÖ 1184 yılına tarihlediğine ve Heraklidlerin dönüşüne kadar 80 yıl geçtiğini söylediğine göre, Homeros’un MÖ 1104 yılından önce yaşamış olması gerekir (Bkz. Wirth 1993, 519 ve 524).

Destanların özünü yaratanlar kuşkusuz dahiyane ozanlardı. Muhtemelen kendileri ya da babaları Kahramanlık Çağı’nın saray çevresini iyi tanırlardı. Destanları kuşaktan kuşağa koruyup, dilden dile aktaranlara da hayran olmak gerekir. Bir de bu destanları 8. yüzyılda yazıya aktaran, yazdıklarının doğruluğundan emin olmak için muhtemelen kapsamlı araştırmalar yapan veya seyahatlere çıkan yazarlar vardır. Bu eserlerin ilk yazılı haliyle günümüze ulaşmış olan Londra’daki Homeros papirüsü (MS 2. yüzyılın ilk yarısı) ve Berlin’deki Homeros papirüsü (MS 3. yüzyıl) arasında yaklaşık bin yıl gibi bir süre geçmiştir.

Bibliografya

Dué, Casey (2009): “Epea Pteroenta: How We Came to Have Our Iliad.” In: Recapturing a Homeric Legacy – Images and Insights From the Venetus A Manuscript of the Iliad. Casey Dué (ed.), Harvard University Press, Cambridge, Massachusetts, 19-30.
Nagy, Gregory (2010): Homer the Preclassic. University of California Press, Berkeley, 1-414.
Wirth, Gerhard (1993): Diodoros: Griechische Weltgeschichte, Buch I-X, 2. Teil. Anton Hiersemann, Stuttgart, 1-660.


Homeros, bazı insanların sandığının tersine, eserlerinde ele aldığı Troia savaşları döneminden çok uzak bir dönemde yaşamıştır. O 950 yıl önce hayatının baharını yaşamıştır ve doğumunun üzerinden ve bin yıldan kısa bir süre geçmiştir.

Velleius Paterculus, Historia Romana 1.5.3