Troia konusunda Homeros dışı anlatımlar



Troia, günümüzde Homeros’tan ayrı olarak düşünülemez. Ancak bu, oldukça yeni bir bakış açısıdır. Orta Çağ’da Troia’nın parlak dönemi ve çöküşü konusu yaygın bir şekilde bilinirken, Homeros’un eserleri bilinmezdi. Bugün Homeros dışı Troia anlatımları olarak adlandırdığımız bu bilgilerin çoğu, olaylara Troia yanlısı bir açıdan bakıp bir yandan da tarihsel gerçekleri aktarmayı amaçlardı. Bu anlatımlar, uzun süre boyunca Avrupa düşüncesi üzerinde etkili olur, fakat 18. yüzyılın sonundan itibaren Homeros ilgi odağı haline gelir. Ancak bugüne kadar hiç kimse, Homeros dışı anlatımlarda Troia’yla ilgili bilgileri arkeolojik buluntularla karşılaştırmak için çaba göstermemiştir.


Luwian Studies’in başlıca tezi, Ege’nin erken tarihine dair bazı sorulara cevap bulunamamasının, Yunanistan’la karşılaştırıldığında, Anadolu’nun Geç Bronz Çağı’na tarihlenen sit merkezlerinin doğru düzgün araştırılmamasından kaynaklanıyor olduğudur. Antik Çağ’dan kalma metinler incelendiğinde de, Homeros’un eserlerine gösterilen ilgiyle Homeros dışı Troia anlatımları arasında bir dengesizlik görülür; Homeros’un genelde Grek bakış açısını yansıttığı düşünülürken, Homeros dışı anlatımların Troialıları tutmaya eğilimli olduğu görülür.

Günümüzde birçok insanın, Troia Savaşı ile ilgili anlatımlar konusunda aklına gelen tek eser Homeros’un İlyada’sıdır. Ancak bu bakış açısı iki yüz yıldan geriye gitmez. Ondan önceki üç bin yıl boyunca farklı bir bakış açısı mevcuttu. Yunanistan’da epik anlatılar olarak bilinen ve Miken uygarlığının çöküşünün nesilden nesile aktarılmasını sağlayan bir dizi efsane vardı. Homeros da destanları için bu bilgilerden yararlanmış, ancak sadece kısa kesitleri ele almıştır. İlyada’da bir bütün olarak sadece on beş gün ve beş gece ayrıntılı olarak işlenir. Okurların Homeros’un anlattıklarını takdir etmesi için destanın geri kalanını bilmesi gerekliydi. Homeros’un amacı tarihsel olayları anlatmak değil, sadece okuruna entelektüel düzeyi yüksek bir eğlence sağlamaktı. Ancak bazı yazarlar, Homeros’un eserlerinin kalite düzeyinin ve gördüğü rağbetin gerçekte olanları unutturup gelecek kuşakları yanlış yola sürükleyebileceğinden endişelendiği için, Troia Savaşı’yla ilgili alternatif anlatımlar üretmiştir.

Orta Çağ’da derebeyleri, hanedanlar ve bazı halkların tamamı bin yıl boyunca soylarını Troia’ya dayandırmaya çalışırken, bu alternatif anlatımlar rağbet görürdü ve yaygın olarak bilinirdi. Bazı tarihçiler Troia’yı “Avrupa’nın ortak mirası” ve “Avrupa’yı birbirine bağlayan ortak soy ağacı” olarak gösterirdi, ama bu gibi düşüncelerin Homeros’la hiç bir bağlantısı yoktu. Homeros’a olan ilgi 18. yüzyıl sonlarında canlanmış olup Homeros saplantısı sadece iki yüzyıllık bir olgudur.

Ancak günümüzde Homeros ve Troia birbiriyle eşit tutulmaktadır. Troia gezi rehberinin ilk 24 sayfasının buluntu yerine değil de Homeros’a ayrılmış olması bundandır. Troia’nın kazı başkanları, Troia’nın Avrupa kültür tarihindeki önemini Homeros’un özel konumu ile açıklarlar, ama bu düşünce tarzı yanlıştır.

Homeros’un İlyada eserinin elimize geçen en eski el yazması MS 10. yüzyıla tarihlendirilir. O dönemin manastırlarında rahipler, Troia konusunda Homeros dışı çeşitli anlatımların da elyazmalarını muhafaza ederlerdi. Bildiğimiz kadarıyla Homeros dışı Troia anlatımların içerikleriyle 140 yıllık Troia kazı tarihinde elde edilen buluntuları karşılaştırmak için hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Buna karşın arkeolojik buluntuları Homeros’la ilişkilendiren sayısız araştırma söz konusudur. Emekli Grek bilimci Joachim Latacz 462 sayfalık “Troia ve Homeros” adlı kitabında Troia ile ilgili Homeros dışı kaynakların varlığından tek bir defa söz eder ve tarihsel olayları doğaüstü varlıklara atfedilmesi anlamında “mythograph” kelimesini kullanır. Bu terim, bu hikâyelere ilahi güçlerin dâhil olduğunu ima eder, ama aslında tam tersi söz konusudur: Homeros dışı Troia kaynakları neredeyse hiç mitoloji içermez. Homeros’da ise olaylara tanrılar yön verir. Şair eserinde tanrıların kendi aralarında birbirilerine ne söylediklerini dahi aktarır. Böyle bir şey nasıl olabilir? Bu nedenlerden dolayı Homeros aydınlanma çağına kadar hakiki bir yazar olarak görülmemiştir. Homeros’un hem Troia Savaşı döneminde yaşamamış olması, hem de eserlerinde tanrıların insanların arasındaki olaylara müdahale ettiklerini anlatması, inandırıcılığı konusunda şüpheler doğmasına neden olmuştur.

Günümüze kadar Ege protohistoryasına dair birçok bilginin ardında Homeros yatar ve Charles Maclaren İlion’un yerini Homeros sayesinde bulur. Kazılar sırasında beklenmedik bir şekilde anakayaya oyulmuş hendekler bulunduğu zaman da, İlyada’da bir hendeğin kazılmasından söz edildiği için (ama Yunan tarafında) Korfmann ve baş filoloğu Joachim Latacz bunları “yaklaşan at arabalarına karşı engeller” olarak yorumlar.

Homeros’un eserleri, MÖ 18. ve 19. yüzyılda ortaya çıkan yeni Hümanist düşünceyi desteklemiştir. Bu açıdan 1788 yılında İlyada’nın 10. yüzyıla ait bir elyazması olan ve çeşitli açıklayıcı yazı ile kenar notları içeren Codex Venetus A’nın yayınlanmasının da çok faydası olmuştur. O günden günümüze kadar, yaklaşık yedi kuşak boyunca, Batılı okulların müfredatlarında Homeros’un eserlerine daha büyük yer verilmiş ve büyük olasılıkla günümüz araştırmacıları sahip olmaları gerektiği nesnelliği kaybetmiştir. Luvilerin tanımlanması ve Deniz Kavimleri’nin göçleriyle Troia Savaşı’nda oynadıkları rolün tespit edilmesi, Antik Çağ’ın önceden ihmal edilmiş bazı eserlerini artık yeni bir bakış açısıyla incelemek için iyi bir fırsat sunmaktadır.

Bibliografya

d’Ansse de Villoison, Jean-Baptiste Gaspard (1788): Homeri Ilias ad veteris codicis veneti fidem recensita. Scholia in eam antiquissima ex eodem codice aliisque, nunc primum edidit cum asteriscis, obeliscis aliisque signis criticis.
Goethe, Johann Wolfgang (1831): Goethe’s Werke, vol. 39. Cotta, Stuttgart, 1-374.
Korfmann, Manfred O. & Dietrich P. Mannsperger (ed.) (2012): Troia/Wilusa – Überblick und offizieller Rundweg mit Informationstafeln verfasst von der Grabungsleitung. Çanakkale-Tübingen Troıa Vakfi, Istanbul, 1-136.
Lienert, Elisabeth (2001): “Ein mittelalterlicher Mythos – Deutsche Trojadichtungen des 12. bis 14. Jahrhunderts.” In: Troia – Traum und Wirklichkeit. Begleitband zur gleichnamigen Ausstellung, Theiss, Stuttgart, 204-211.
Marchand, Suzanne L. (1996): Down from Olympus – Archaeology and Philhellenism in Germany, 1750-1970. Princeton University Press, Princeton, 1-400.


Troia Savaşı 16. yüzyıla kadar dünya tarihinin büyük öneme sahip gerçek bir olayı olarak görülür.

Elisabeth Lienert 2001, 204

Herkes özünde Grek olmalıdır! Ama özellikle o Grek olmalıdır!

Johann Wolfgang von Goethe 1831, 83

Tİlk Alman Hellen hayranları ideallerini –kendini yetiştirme, güzel, iyi ve gerçek olanın çıkarsız tefekkürü, Antik Çağ hayranlığı – aristokratik fikirlerden alıyorlardı. Fakat ondokuzuncu yüzyıl Helen hayranlığının 1810’dan sonra yeni Prusya üniversitelerinin, orta okullarının, müzelerinin, sanat akademilerinin kuruluş ideallerine dahil edilmesi ile bu tür değerler daha evrensel hale geldi ve son olarak Alman orta sınıfının birçok kuşağına empoze edildi.

Suzanne L. Marchand 1996, xviii