Luvi yazıları



En azından MÖ 1700’lere tarihlendirilebilen Luvi hiyeroglif yazıları, uzun bir süre boyunca çivi yazılı Luvi metinlerine paralel olarak var olmuştur. Her iki yazı tipi de Hattuşa’da bulunduğu için bilim adamları Luvi hiyerogliflerini birkaç yıl öncesine kadar Hitit hiyeroglifleri olarak tanımlardı. Bu yanlış tanımlama, Luvi hiyerogliflerinin gün ışığına çıktığı bütün buluntu yerlerinin otomatik olarak – ve yanlış bir şekilde – Hitit İmparatorluğu’nun toprakları içerisinde görülmesine neden oldu.

Elimizdeki Bilgiler

Hititler kendi yazı dillerini oluşturmak için Akad Çivi Yazısının, aslen Babil’de ortaya çıkmış olan Kuzey Suriye’ye ait bir biçimini kullandılar. Hititler bu yazı dilinde, farklı dillerdeki metinleri bir araya getirdiler: Hititlerin dili neşili; yerli Hatti halkının dili hattili, Anadolu’nun batısında ve güneyinde konuşulan dil luwili (Luvice) ve Anadolu’nun kuzeyinde konuşulan Palaca (çok az sayıda yazılı metni ele geçmiştir).

Luvi dilinde yazılmış çivi yazılı metinlerin yanında, bağımsız bir Luvi hiyeroglif yazısı da vardır. Mekke’yi ve Petra’yı ziyaret eden ilk Avrupalı olan İsviçreli seyyah Jean Louis Burckhardt daha 1812 yılında Suriye’nin Hama kentinde, üzeri tanınmayan hiyerogliflerle yazılı taş blokları görmüştü. 20. yüzyılın ilk yarısında bunlara benzer birçok başka yazıt özellikle Kargamış ve Hattuşa’da bulundu, ama bilim adamları tarafından herhangi bir uygarlıkla ya da dille ilişkilendirilmedi. Bu keşiflerden bağımsız olarak Çek dilbilimci ve doğu bilimci Bedřich Hrozný 1917 yılında Hitit Çivi Yazısını çözümledi. Bunun sonucunda İsviçreli Asurolog ve Hititolog Emil Forrer 1919 yılında ilk kez çivi yazılı arşivlerdeki Luvi dilini okumayı başardı. 1953 yılından sonra Hattuşa’daki çivi yazılı Luvi metinlerinin yayınlanmasıyla beraber Luvi çivi yazısı, Luvi hiyeroglifleri ile ilişkilendirildi ve 520 işaretten oluşan Luvi hiyeroglif yazısı büyük ölçüde anlaşılmaya başlandı.

Luvi Hiyeroglif Yazıtları en azından MÖ 1700’lere tarihlendirilir. Hiyeroglif yazıtlarının erken örneklerini resmi mühürler üzerinde görüyoruz. Söz konusu mühürlerde, merkezde yer alan isim ve unvan hiyeroglifle, etrafı ise çivi yazısıyla yazılırdı. Uzun hiyeroglif yazıtları Hitit İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Buna Hattuşa’daki, üzerinde son büyük Kral II. Şuppiluliuma’nın Kıbrıs fethinden bahsedilen 8,5 m genişliğindeki Nişantaşı Yazıtı örnek olarak verilebilir. Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 1190 yılında yıkılmasından sonra çivi yazısı Anadolu’da ortadan kaybolurken, Luvi hiyeroglif yazısı yayılmaya başlamıştır. Güneydoğu Anadolu’da ve Suriye’de MÖ 700 yıllarına kadar hiyeroglif yazıtlarını özellikle anıtsal kral yazıtlarında ya da kurşun levhalar üzerine kazınan kral yazıtlarında görmek mümkündür.

Öneriler

Yazı bilgisinin binlerce yıl boyunca muhafaza edilmesi

Yazı bilgisi genellikle ekonomik bir ihtiyaçtan dolayı gelişir. Batı Anadolu ticaret açısından büyük bir hammadde potansiyeline sahipti, bundan dolayı erkenden yazıya ihtiyaç duymaya başlandı. Luvi hiyeroglif yazısının kökenleri konusunda henüz bilgi sahibi değiliz. Hollandalı dilbilimcisi Fred Woudhuizen’e göre Luvi hiyeroglif yazısı Orta Bronz Çağı’nda (MÖ 2000-1700) zaten yaygındı. Ancak hiyeroglif yazısının Batı Anadolu’daki izleri genelde Hititlerin varlığının kanıtı sayılır, çünkü Luvi hiyeroglifleri “Hitit Hiyeroglifleri” olarak tanımlanırdı. Gerçekte Luvi Hiyeroglif buluntularının Hititlerin hâkimiyetiyle ilişkilendirilmesi ne mantıklı ne de haklı bir gerekçe içerir.

Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından ve çivi yazısının kullanımdan kalkmasından sonra, sadece hiyeroglif yazısı kullanımda kaldı. Bronz Çağı sonrasında bu yazıdan Likçe, Lidce ve Frigce yazıları ortaya çıktı. Hiyeroglif yazısı özellikle anıtsal kaya yazıtlarında, ortostatlarda veya stellerde kullanılırdı. Yazılı metinlerde genellikle kentlerin kuruluşundan, yöneticilerin hizmetlerinden ve başarılarından, hatta hizmetkârlarından bahsedilirdi. Alman Klasik dilbilimci Hubert Cancik kâtipler hakkında şöyle yazmıştır:

Bu yazıları yazanlardan bazıları üst düzeyde şahsiyetlerdi, diplomatik ilişkileri iyi tanırlar, birçok dili iyi derecede konuşurlar ve birçok farklı iletişim aracı üzerinde (taş, pişmiş toprak, kurşun, ağaç) farklı yazılar kullanırlardı. İnşa raporlarından zafer mesajlarının anlatımına kadar, her çeşit konuda ve metin biçiminde ustaydılar ve kütüphanelerdeki eski şablonlardan yola çıkarak eski metinleri yeniden formüle edip yazabiliyorlardı.

Bibliografya

Beckman, Gary M. & Harry A. Hoffner (1999): Hittite diplomatic texts. Writings from the ancient world, Scholars Press, Atlanta, Georgia, 1-224.
Bryce, Trevor (2011): “The Late Bronze Age in the West and the Aegean.” In: The Oxford Handbook of Ancient Anatolia 10,000-323 B.C.E. Sharon R. Steadman & Gregory McMahon (eds.), Oxford University Press, New York, 363-375.
Cancik, Hubert (2002): “Die hethitische Historiographie: Geschichtsschreibung vor den Griechen I.” In: Die Hethiter und ihr Reich – Das Volk der 1000 Götter. Helga Willinghöfer (ed.), Theiss, Stuttgart, 74-77.
Cancik, Hubert (2002): “Die luwische Historiographie: Geschichtsschreibung vor den Griechen II.” In: Die Hethiter und ihr Reich – Das Volk der 1000 Götter. Helga Willinghöfer (ed.), Theiss, Stuttgart, 78-81.
Günel, Sevinç (2011): “Çine-Tepecik Höyüğü.” Kazı Sonuçları Toplantısı 33 (2), 19-37.
Güterbock, Hans G. (1956): “Review of M. Riemschneider, ‘Die Welt der Hethiter.’“ Orientalistische Literaturzeitung 51, 513-522.
Oreshko, Rostislav (2013): “Hieroglyphic Inscriptions of Western Anatolia: Long Arm of the Empire or Vernacular Tradition(s)?” In: Luwian Identities: culture, language and religion between Anatolia and the Aegean. Alice Mouton, Ian Rutherford & Ilya S. Yakubovich (eds.), Brill, Boston, 345-420.
Payne, Annick (2010): Hieroglyphic Luwian – An introduction with original texts. Harrassowitz, Wiesbaden, 1-215.
Winckler, Hugo (1913): “Nach Boghasköi!” Der alte Orient 14 (3), 1-32.
Yakubovich, Ilya (2008): “Luwian Migration in Light of Linguistic Contacts.” In: Anatolian Interfaces: Hittites, Greeks and Their Neighbours: Proceedings of an International Conference on Cross-Cultural Interaction. Billie Jean Collins, Mary R. Bachvarova & Ian Rutherford (eds.), Oxbow Books, Emory University, Atlanta, Georgia, 123-134.
Yakubovich, Ilya (2011): “Luwian and the Luwians.” In: The Oxford Handbook of Ancient Anatolia 10,000-323 B.C.E. Sharon R. Steadman & Gregory McMahon (eds.), Oxford University Press, New York, 534-537.


Bu keşif 1880’lerin başlarından itibaren Fırat ve Nil vadilerinin iki büyük kültürünün yanı sıra veya arasında, Ön Asya veya Suriye’de üçüncü bir kültürün varlığının belirlenmesi için zemin hazırladı. Her ne kadar önem açısından diğer iki kültürle tam olarak aynı düzeyde değilse de, bu kültürün kendi yazı sistemini [Luvi hiyeroglifleri] geliştirmiş olması belirli bir özerkliğe sahip olduğunu gösteriyordu ve [bizi] bu ulusa, çivi yazısı yazıtları veya Mısır kaynaklı belgeler yoluyla hakkında bilgi sahibi olduğumuz başka uluslara göre farklı gözlerle bakmaya itiyordu.

Hugo Winckler 1913, 3

Hiyeroglif yazısı kim tarafından ve hangi dil için oluşturuldu? Luviler tarafından Luvi ülkesinde, Luvi dili için oluşturuldu.

Hans G. Güterbock 1956, 518

Luvice konuşanlar Ege Denizi‘nin doğu kıyılarından Fırat Vadisi’ne kadar uzanan çok büyük bir bölgede yaşarlardı.

Ilya Yakubovich 2008, 124

Luviler eski Anadolu tarihinde en azından Hititler kadar önemli bir rol oynadılarsa da, bugüne kadar Hititolojinin oldukça önemsiz bir uzantısı olarak görülmüşlerdir… Ama artık Hititologların, kendileri tarafından veya yabancı geleneklere göre Hitit olarak adlandırılan toplulukların çoğunun ya Luvice konuştuğu, ya da Luvi dilini konuşan topluluklar içerdiğini fark etmesiyle durum değişmeye başlamıştır.

Ilya Yakubovich 2011, 534

Aslında Batı Anadolu’daki hiyeroglif yazıtları ile Hititlerin bölgedeki varlığı arasında ilişki kurmak ve bunu imparatorluğun girişimi olarak görmek için bir neden yoktur. Aksine eldeki malzemeler ne kadar yetersiz olursa olsun, bu yazıtların bağımsız bir yerel dilin yazı geleneğinin, daha doğrusu geleneklerininürünleri olduğu fikrini açıkça destekler.

Rostislav Oreshko 2013, 401

Batı Anadolu bölgesinde Arzawa adında bir ülke öne çıkmaktadır. Bu ülkeden Hitit metinlerinde sıklıkla ve genellikle Hitit Devleti ile olan ihtilaflar nedeniyle söz edilir.

Trevor Bryce 2011, 363

Bir zamanlar atam Labarna Arzawa ve Wiluşa ülkelerinin tamamını ele geçirmişti. Arzawa ülkesi sonradan bunun için savaştı; bu olayın çok geride kalmasına rağmen, hiç bir Hattuşa kralı döneminde Wiluşa‘nın bu ülkeden kopmadığını biliyorum. Ama Wiluşa ülkesi Hitit Krallığı’ndan ayrılmış olsaydı bile, Hattuşa ülkesinin kralları uzaktan da olsa dost sayılmaya ve kendilerine diplomatik temsilciler gönderilmeye devam edilirdi.

Büyük Hitit kralı II. Muwattalli’nin Wiluşalı Alaksandu’ya mektubu. MÖ 1280 yılları.
Aktaran: Hubert Cancik 2002, 75

Ve eğer bir ayaklanmaya dair bir plandan önceden haberiniz olursa ve Seha Nehri ülkesinden veya Arzawa’dan birisi böyle bir ayaklanmayı gerçekleştirirse… fakat siz buna dair bana bir şey yazmazsanız, bu yemini ihlal etmiş olacaksanız.

Muwatalli: Alaksandu Antlaşması, aktaran: Gary Beckman 1999, 89-90