Troia’nın tarihi



Arkeologlara göre Troia öncelikle Homeros’un destanlarıyla üne kavuşmuştur. Birçok bilim adamı uzun zamandan beri Troia’nın varlığından şüphe duymuştur. Ancak günümüz Türkiye’sinin kuzeybatısında, Çanakkale Boğazı’nın güneybatı girişinde bulunan Hisarlık tepesindeki arkeolojik sit alanının, Bronz Çağı’na ait Troia olduğu büyük ölçüde kabul edilmiştir. MÖ 3. binyılda bile Hisarlık tepesinde surlarla çevrili bir yukarı şehir bulunurdu. Hisarlık, en parlak dönemini MÖ 1700 ile 1200 yılları arasında yaşadı. Troia şehrinin büyüklüğü ve Geç Bronz Çağı’nda oynadığı rol, bugün bile hâlâ tartışmalıdır.

Elimizdeki Bilgiler

Troia’nın varlığı ve konumu uzun süre boyunca arkeolojinin en tartışmalı konularından birisini teşkil etmiştir. Fakat günümüzde bilim adamlarının çoğu, Çanakkale Boğazı’nın güneybatı girişi yakınlarındaki Hisarlık tepesinin, Homeros’un şiirlerinde tasvir ettiği Troia ile uyuştuğunu kabul eder. MÖ 3. binyılda bile Hisarlık tepesinde surlarla çevrili bir yukarı şehir bulunan bu yerleşim yeri en parlak dönemini MÖ 1700 ile 1200 yılları arasında yaşamıştır. Roma döneminde bile Troia şehri ile Troialı kahramanlar büyük bir hürmetle anılırken, şehir ve şehrin konumu ilk kez Orta Çağ başlarında unutulur.

Troia’nın büyüklüğü ve önemi, günümüzde hâlâ son derece tartışmalı bir konu teşkil etmeye devam eder. Bazı bilim adamları, Troia’yı sadece bölgesel öneme sahip küçük bir yerleşim merkezi olarak görürken, diğerleri Troia’yı kapsamlı bağlantıları olan önemli bir ticaret merkezi olarak görür. Troia’nın eski kazı başkanı Manfred Korfmann ile Tübingen’deki meslektaşı Frank Kolb arasında geçen Troia tartışmaları da bu konulara açıklık kazandıramamıştır.

Aynı şekilde Homeros’un İlyada’da işlediği Troia Savaşı’nın tarihsel gerçekliği de net değildir. Kesin olan tek şey, bu yerleşimin MÖ 1200 yılından kısa bir süre sonra yıkıldığıdır. Hitit belgelerinden bu dönemde hem Mikenlerin, hem de Hititlerin Batı Anadolu’nun kıyı bölgelerinde etkilerini arttırmaya çalıştıkları anlaşılır. Bu dönemde Mikenlerin böyle bir saldırısının olma olasılığı yüksektir, fakat bunu kanıtlamak zordur.

Öneriler

Eski bir şehrin efsanesi – kurgu değil

Troia’nın Avrupa’nın kültür tarihi üzerindeki olağanüstü önemini açıklamanın prensipte iki yolu vardır. Uzun süre Troia’da kazı yapan Manfred Korfmann ve asistanı Peter Jablonka dâhil olmak üzere birçok bilim adamına göre Troia’nın önemi, Homeros’un eserlerinden ileri gelir. Onlara göre bugüne kadar bu alanda sürdürülen araştırmalar sonucunda oldukça gösterişsiz bir yerleşim alanı ortaya çıkmış olmasına rağmen Troia’nın binlerce yıl boyunca bu kadar önemsenmesinin tek nedeni İlyada’dır.

Ancak Troia’nın şöhretinin Homeros’tan kaynaklandığı tezine karşı birçok şey ileri sürülebilir. Her şeyden önce Homeros, Grek kökenli bir yazar olarak, Grek kahramanları üzerine Grek dilinde bir destan yazar ve bu destan Grek savaşçılarının büyük zaferiyle son bulur. Bu durumda neden sonraki nesiller (iki bin yıldan uzun bir süre boyunca!) galip gelen Grekler yerine onların saldırısına uğramış bu küçük yeri önemseyip yüceltmişlerdir? Ve eğer Troia savaşlarına Homeros’un destanları ün kazandırdıysa, o zaman Romalı aristokratların ve Avrupa halklarının soylarını Troia Savaşı’nı kaybedenlere değil, muzaffer Agamemnon’a ve doğum yeri olan Miken’e dayandırmaları gerekmez miydi? İkinci olarak, Troia’nın en parlak dönemi ile ilgili aktarılan birçok detayı Homeros’un eserinde görmek mümkün değildir. Dolayısıyla Homeros’un yanı sıra başka kaynaklar da söz konusu olmalıydı. Üçüncü olarak Troia konusu, özellikle Orta Çağ’da, yani Homeros’un eserine erişimin mümkün olmadığı ve eserin kayıp olduğunun sanıldığı bir dönemde çok rağbet görmüştür.

Burada savunduğumuz ikinci düşünceye göre Troia, konumunun ve çöküşünün benzersiz öneminden dolayı bir efsaneye dönüşmüştür. Dolayısıyla Homeros Troia’nın öneminden faydalanmıştır ve tam tersi bir durum söz konusu değildir. Bronz Çağı Troia’sının büyüklüğü ve önemi konusunda, günümüzde yaygın olanlardan çok farklı senaryolara yer vardır. Şehrin, 1992 yılına kadar kabul edilen boyutlarından çok daha büyük, hatta yüz kat daha büyük olması mümkündür. 140 yıldan uzun bir süre yürütülmüş olan kazılara rağmen sadece etrafı surlarla çevrili olan İlion araştırılmıştır. Antik Çağ’a ait metinlere göre, kraliyete ait ailelerin olan bu konutun etrafında bir park vardı. Asıl şehir, Karamenderes ve Dümrek nehirlerinin taşkın ovasında yer alıyordu (Diodorus 4.75.3). Troia krallarının hizmetinde olağanüstü yeteneklere sahip hidrolik mühendisler çalışırdı. Bu mühendisler hem arazinin sulanması, hem de şehrin temizliğinin yapılması için, nehirleri su kanallarına bağlamıştı (Guido de Columnis). Greklerin Troia Savaşı sırasında su bentlerini ve hidrolik tesisleri yıkmış olması muhtemeldir. Savaş kuru yaz aylarında yer aldığı için Greklerin bu eylemleri hemen etkili olmadı. Ama Troia yenilip yıkıldıktan sonra kış geldiğinde topografik açıdan alçakta olan kalıntılar nehirlerin getirdiği çamurların altında kaldı. Dolayısıyla bize göre, Troia’nın kalıntıları asıl Hisarlık’ın aşağısında, çökeltilerin altında yatmaktadır. Eski kazı başkanı Manfred Korfmann (özel bir konuşmada), İlion çevresinde yapılan delgi-sondaj araştırmalarında, günümüz yüzeyinin epey altında keramik parçaları bulduklarını bildirmiştir.

Yıllarca Troia taşkın ovasının alüvyon stratigrafisini araştıran ve bunun için 300 den fazla sondaj açan Jeoarkeolog İlhan Kayan şu sonuca varmıştır: “Troia’nın kuzey yamacının aşağısındaki alan arkeolojik açıdan önemlidir… Bu bulgular ışığında orada 7 m derinliğe kadar inen arkeolojik bir kazının faydalı olacağını düşünüyoruz.” Ve İlhan Kayan başka bir yerdeki sondaj buluntuları için: “Kiremit kırıntıları, taş ve harç bir yapının kalıntılarına işaret etmektedir.” diye yazmıştır.

Troia, en parlak döneminde son derece gelişmiş bir yerleşimdi ve zaten bundan dolayı Avrupa kültür tarihinin sembolü haline gelmiştir. Troia’nın ihtişamını yaşamış olanların bu derecede etkileyici başka bir yer görmüş olması zordur.

Bibliografya

Blegen, Carl W. (1963): Troy and the Trojans. Thames and Hudson, London, 1-240.
Bryce, Trevor (2003): “Chapter Three: History.” In: The Luwians. H. Craig Melchert (Hg.), Brill, Leiden, 27-127.
Jablonka, Peter (2010): “Troy.” In: The Oxford Handbook of the Bronze Age Aegean. Eric H. Cline (ed.), Oxford University Press, Oxford, 849-861.
Kolb, Frank (2010): Tatort “Troia.” Ferdinand Schöningh, Paderborn, 1-310.
Korfmann, Manfred O. (ed.) (2006): Troia – Archäologie eines Siedlungshügels und seiner Landschaft. Philipp von Zabern, Mainz, 1-419.
Korfmann, Manfred O. & Dietrich P. Mannsperger (eds.) (2012): Troia/Wilusa – Überblick und offizieller Rundweg mit Informationstafeln verfasst von der Grabungsleitung. Çanakkale-Tübingen Troıa Vakfi, Istanbul, 1-136.
Rose, Charles Brian (2014): The archaeology of Greek and Roman Troy. Cambridge University Press, New York, 1-406.
Schliemann, Heinrich (1874): Trojanische Alterthümer: Bericht über die Ausgrabungen in Troja. Brockhaus, Leipzig.


Troia’nın bu kadar küçük bir planını sunmak zorunda kaldığım için son derece üzgünüm, aslında bin kere daha büyük olmasını isterdim, ama hakikat benim için her şeyden önce gelir.

Heinrich Schliemann 1875, 344

Muhtemelen Batı Anadolu’daki Tunç Çağı yerleşimlerinin büyük bir kısmı, örnek vermek gerekirse klasik dönem Efes’inin öncülü olan Apaša, Beycesultan ve belki de Troia VI, Luviler tarafından kurulan veya yeniden kurulan yerlerdi.

Trevor Bryce 2003, 31

Erichthonios’un Tros adında bir çocuğu oldu ve Troia ülkesinin topraklarına onun adı verildi. Onun da İlos, Assarakos ve Ganymedes adlı üç oğlu oldu. İlos düzlükte Troia bölgesi kentleri arasında en ünlü olan şehri inşa etti ve ona kendi adından dolayı İlium adını verdi.

Diodorus Siculus, Tarih Kitapligi 4.75.3

Bulgular, Troialıların Hitit dünyasının sınırında gelişmiş bir ulus olduğuna ve Anadolu’nun batı kısmında yaşayanların konuştuğu ve muhtemelen, Girit’te bulunan Linear-A tabletlerinin de yazıldığı, Hititçeye benzeyen Luvi dilini kullandıklarına işaret etmektedir.

David Abulafia 2011, 43

Persler de… Helenlerle olan kavgalarının İlion’un ele geçirilmesinden kaynaklandığını öne sürerler.

Herodotus, Tarih 1.5 (Macaulay)

Buna göre Persler, Yunanlara olan düşmanlıklarını Homeros’un kurmaca bir şiirine dayandırırlar.